Anne-Bebek İçin Emzirme Dönemi

Anne-Bebek için Emzirme Dönemi

Anne sütü, bebeklerin hem fiziksel hem de ruhsal ihtiyacıdır. Emzirme dönemi ve bebeğin memeyle olan ilişkisi, yalnızca bir besin olarak anne sütü alımından öteye götürür bizi. Anne memesi, yeni doğmuş ve dış dünya ile (başta anneyle) yavaş yavaş ilişki kurmaya başlayan bebeğin her şeyidir. Emzirme esnasında anne ve bebek arasındaki ten teması, bebeği rahatlatır ve anne-bebek arası güven bağın temellerini oluşturur. Bunun yanı sıra, emzirme esnasında bebeğin annesiyle kurduğu göz teması, bebeğin kendisini ve dış dünyayı keşfetmesi; sağlıklı ilişki kurma becerilerinin ilk adımlarını atabilmesi yönünden çok önemlidir (Winnicott, 1971).

Dünya Sağlık Örgütü ve uzmanlar bebeklerin, en az 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesini ve devamında, ek gıdalarla birlikte iki yaşa kadar anne sütüne devam edilmesini tavsiye etmektedir. Hem bebeğin, hem de annenin sağlığını korumak ve güçlendirmek adına, bunun pek çok sebebi sunulur:

  • Bebeğin sağlığı:
    • Anne sütü, bebeğin ihtiyacı olan tüm besinleri ve erken dönemdeki riskli hastalıklara (Ör. zatürre, ishal vb.) karşı koruyucu antikorları içerir. Bu antikorlar, diğer ek gıdalarda (bebek mamaları) bulunmamaktadır.
    • Kronik ve akut pek çok hastalığa karşı koruyucudur (Ör. Alerjik hastalıklar, bakteriyel menenjit, orta kulak iltihabı vb.)
  • Bebeğin gelecekteki sağlığı: Bebeğin, anne sütü ile beslendiği dönemin yanı sıra, büyüdükçe karşılaşabileceği çeşitli hastalıklara karşı da bağışıklık kazanmasına yardımcı olur anne sütü. Yüksek kolesterol, obezite, tip-2 diyabet riskine karşı koruyucudur.
    • Victora ve arkadaşlarının (2016) yaptığı bir araştırmaya göre, minimum 6 aya kadar anne sütü ile beslenen bebeklerde enfeksiyon, obezite ve diyabet riski, anne sütü ile beslenmeyen bebeklere oranla azalırken; bebeğin zeka gelişiminin de, anne sütü ile beslenen bebeklerde kayda değer oranda arttığı gözlemlenmiştir.
  • Annenin sağlığı: Anne sütünün, sadece bebek değil; annenin sağlığı için de faydalı olduğu görülmüştür.
    • Emzirmek, göğüs ve over kanseri riskini azaltmakta ve annenin kilo dengesini korumasına yardımcı olur.
    • Anemi riskini azaltır.
    • İleride oluşabilecek kemik erimesine (osteoporoz) karşı korur.

Uzmanlar, bebeğin biyolojik gelişimi kadar, anne ve çocuk arasındaki bağı desteklemek adına da, bebek doğduktan hemen sonra, ilk saatlerde meme ile buluşmasının önemini vurgulamaktadır.

Bunların yanında, emzirmenin annenin ruh sağlığına etkileri üzerine de araştırmalar yapılmaktadır. Emzirmeyle birlikte, annede oksitosin ve prolaktin hormonları salgılanır ve bu da, süt yapımını sağlar*. Emziren annelerde, oksitosin miktarının artışıyla bağlantılı olarak, doğum sonrası depresyonunun, emzirmeyen annelere göre çok daha az olduğu saptanmıştır. Süt üretiminden sorumlu prolaktin hormonunun anneyi sakinleştirici bir etkisi olduğu da emzirmenin faydaları arasında olduğu düşünülmektedir.

Sıklıkla göz ardı edilen önemli bir başlık ise, annelerin emzirme eylemine dair hisleri ve bu dönemde yaşadıkları güçlüklerdir. Ana başlığıyla ‘anne olmak’, ve bu karmaşık süreç içinde emzirmenin, bebeği beslemenin, anneler için zorlayıcı olması doğaldır. Bu süreçte, annenin yaşadığı sıkıntılara (Ör. Emzirme rutinleri, meme ucu ağrıları, mastit vb.) ve kaygılara (Ör. Sütüm bebeğim için yeterli mi?) destek olmak; hem bebeği, hem anneyi, hem de anne ile bebek arasındaki ilişkiyi korumak adına önemlidir.

* Sütü arttırmak için öneriler: Emziren bir anneyseniz, günlük sıvı tüketiminizi arttırmak (kafeinli içecekler yerine su, süt, tatlandırıcısız meyve suları vb. gibi) ve D vitamini yönünden zengin besinler tüketmek, sütünüzü çoğaltmaya yardımcı olur. Rezene, ısırgan otu, nane gibi bitkileri de kaynatarak tüketebilirsiniz.

 

Kaynaklar:

10 facts on breastfeeding. (2015, July). Retrieved January 02, 2017, from http://www.who.int/features/factfiles/breastfeeding/en/index.html

Victora, C. G., Bahl, R., Barros, A. J., França, G. V., Horton, S., Krasevec, J., … & Group, T. L. B. S. (2016). Breastfeeding in the 21st century: epidemiology, mechanisms, and lifelong effect. The Lancet, 387(10017), 475-490.

Winnicott, D. W. (1971). Playing and Reality. London: Tavistock.

 

X