Bebek Ruh Sağlığı Derneği https://bebekruhsagligi.org.tr Tue, 21 Mar 2023 11:11:43 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0.2 https://bebekruhsagligi.org.tr/wp-content/uploads/2023/02/cropped-Bebek-Ruh-sagligi-logo2-1-32x32.png Bebek Ruh Sağlığı Derneği https://bebekruhsagligi.org.tr 32 32 Afet Sonrasında Uyku Sorunu Yaşayan Çocuk Ve Bebeklere Destek İçin Ailelere Öneriler https://bebekruhsagligi.org.tr/afet-sonrasinda-uyku-sorunu-yasayan-cocuk-ve-bebeklere-destek-icin-ailelere-oneriler/ https://bebekruhsagligi.org.tr/afet-sonrasinda-uyku-sorunu-yasayan-cocuk-ve-bebeklere-destek-icin-ailelere-oneriler/#respond Tue, 28 Feb 2023 18:49:05 +0000 https://bebekruhsagligi.org.tr/?p=5647 Eğer çocuğunuz uyumakta zorlanıyorsa, yatağa gitmek istemiyorsa, tek başına uyuyamıyorsa veya geceleri çığlık atarak uyanıyorsa;

Anlamaya çalışalım

Çocuklar korktuklarında, onların güvende hissetmelerine yardımcı olan kişilerin yanında olmak isterler ve yanlarında olmadığınız zamanlarda endişe duyarlar.

Eğer afet anında çocuğunuzla birbirinizden ayrı kaldığınız bir durum olduysa, tek başına yatağa yatmak çocuğunuza bu ayrılığı hatırlatıyor olabilir

Uyku zamanı başka işlerle meşgul olmadığımız için bir hatırlama zamanıdır. Çocuklar genelde rüyalarında korktukları şeyleri görebilirler, bu sebeple uykuya dalmaktan korkuyor olabilirler.

 

Çocuğunuza bu durumda nasıl yardımcı olabilirsiniz?

Eğer istiyorsanız çocuğunuzun sizinle uyumasına izin verebilirsiniz. Ona bunun şimdilik gerçekleşen ve geçici bir durum olduğunu açıklamanız önemli.

Bir uyku rutini oluşturmak yardımcı olabilir: beraber okunan bir hikaye, beraber edilen bir dua, sarılma vakti gibi. Ona her gün bu rutini açıklayın, böylece çocuğunuz onu neyi beklediğini biliyor olur.

Ona sarılın ve güvende olduğunu, sizin onun yanında olduğunuzu ve onu yalnız bırakmayacağınızı söyleyin. Çocuğunuzun özellikle zorluk çıkarmadığının farkında olmaya çalışın. Bu biraz zaman alabilir ama kendini daha güvende hissettiğinde uykusu ve uyku düzeni de düzelecektir.

 

Kaynak: National Child Traumatic Stress Network, Psychological First Aid Field Operations Guide

]]>
https://bebekruhsagligi.org.tr/afet-sonrasinda-uyku-sorunu-yasayan-cocuk-ve-bebeklere-destek-icin-ailelere-oneriler/feed/ 0
Bebek İçin Hangi Oyuncak Neden Önemlidir? https://bebekruhsagligi.org.tr/bebek-icin-hangi-oyuncak-neden-onemlidir/ https://bebekruhsagligi.org.tr/bebek-icin-hangi-oyuncak-neden-onemlidir/#respond Thu, 23 Feb 2023 16:45:39 +0000 https://bebekruhsagligi.org.tr/?p=5425
  • Renkli, üst üste geçirilen halkalar ile bebek halkaları çıkarırken elindeki küçük kas motor gruplarını kullanır ve el-göz koordinasyonu desteklenir. Halkaları dizerken büyüklük, küçüklük, renk ve boyut gibi kavramlar öğrenilir.
  • Büyük parçalı legolar, takıp çıkarılan oyuncaklar, 4-5 parçalı alfabeli, sayılı, hayvanların olduğu yapbozlar bilişsel gelişimini destekler.
  • Bul-tak oyuncakları ile bebek nesneleri daha iyi tanır. Oyun oynarken neden sonuç ilişkisi kurmayı öğrenir. Problem çözme ve keşfetme yetenekleri gelişir.
  • Çıngıraklar, yatağa asılan müzikli oyuncaklar özellikle yeni doğmuş bebeklerde görme duyusunun çok gelişmemesinden dolayı tercih edilebilinir. 2. Aydan sonra bebeğin daha fazla ilgisini çekeceği için parlak ve zıt renkleri bir arada bulunduran oyuncaklar ile oynanabilir.
  • Diş kaşıyıcılar çıkmaya başlayan dişlerini rahatlatırlar.
  • Oyun hamurları, ince motor becerilerini ve yaratıcılıklarını destekler. Ortaya çıkardığı
    figürlerden iç dünyasındaki duygu ve düşünceleri dışa vurmasına yardımcı olur, kendi
    dünyalarını kurabilirler. Farklı dokular dokunma duyularını geliştirir. Oyun
    hamurunun yumuşak dokusu aynı zamanda sakinleştiricidir. El becerilerini geliştirir.
  • Dinlemek için ninnilerin ve basit şarkıların kayıtları sayesinde dinleme duyusunu
    geliştirir ve bebeği rahatlatır.
  • Bebek ile top yuvarlama ve yakalama oyunu oynanabilir. Bu sayede bebeğin el-göz
    koordinasyonu ve kaba motor gelişimi güçlenir, sosyal gelişimi desteklenir.
  • Boya kalemleri ve boyama kitapları sayesinde bebeğin yaratıcılığı ve ince motor
    becerileri gelişir.
  • Bebekler aynada kendilerine bakmayı severler. Bu nedenle oyuncaklarında kesici
    olmayan, kırılmayan bir aynanın olması kendilik gelişimleri için faydalı olacaktır.
  • Uyku, bebeğin kendini en çok savunmasız hissettiği anlardan birisi olabilir. Gece lambaları, karanlıktan korkan bebeklerin uyuması için işlevsel olabilmektedir.
  • Uykuları bölündüğünde, bebeklerin etraflarını görebilmesi ve güvende olduğunu hissedebilmesini sağlamaktadır.
  • Duyusal motor becerilerinin gelişimi sayesinde bebekler, stres ve kaygıyı kontrol altında tutabilirler. PopIt tarzı oyuncaklar bu gelişime destek olabilmektedir.
  • Ninnili peluş oyuncaklar: taşınması kolay, rahatlatıcı müzik sayesinde olumsuz duyguların kontrol edilmesi mümkün, peluş olmaları dolayısıyla sarılmaları için işlevseldir.
  • Kumda oynamak (örn. kinestetik kum) bir bebeğin kendisini rahatlatması için yararlı olacaktır. Problem çözme becerileri, duygusal zeka ya da öz benlik gelişiminde etkilidir.
  • ]]>
    https://bebekruhsagligi.org.tr/bebek-icin-hangi-oyuncak-neden-onemlidir/feed/ 0
    Uyku Hakkında Faydalı Bilgiler https://bebekruhsagligi.org.tr/uyku-hakkinda-faydali-bilgiler/ https://bebekruhsagligi.org.tr/uyku-hakkinda-faydali-bilgiler/#respond Thu, 23 Feb 2023 14:58:18 +0000 https://bebekruhsagligi.org.tr/?p=5380 Uykuya dalmayı ve uykuda kalmayı öğrenmek çocuğunuzun bütün hayatı boyunca kullanacağı bir beceridir. Aşağıdaki bilgileri kullanarak bebeğinizin sağlıklı uyku alışkanlıkları geliştirmesine yardımcı olabilirsiniz.

    Bu alışkanlıkları geliştirmek için genel birçok yöntem ve bilgi vardır, fakat bunların hepsi her çocuğa hitap etmeyebilir. Önemli olan sizin kendi çocuğunuza ve size uygun yöntemleri keşfedebilmeniz ve bunları kullanabilmenizdir. Bu nedenle, vereceğimiz bilgilerden önce aşağıdaki sorular üzerine düşünüp kendinizi ve bebeğinizi en iyi şekilde anlamaya çalışmanız iyi olacaktır.

    Anlamaya çalışalım:

    • Bebeğinizin uyku sırasında yaşadığı zorluklar var mı? Bunlar ne zamanlarda ve ne şekillerde ortaya çıkıyor?
    • Çocuğunuzun uyku alışkanlıklarında sizi en çok zorlayan nedir?
    • Çocuğunuzun uykuda yaşadığı zorlukların sebebi sizce ne/neler olabilir?
    • Bu zorluklar karşısında bebeğinizi rahatlatmak için neler denediniz? Neler işe yaradı? Neler işe yaramadı? Sizce işe yaramasının/yaramamasının nedenleri ne olabilir? Bu deneyimden neler öğrenebilirsiniz?
    • Bebeğinizin uykuya dalması için sakinleşmesi gerekir, sizin de buna yardımcı olmanız gerekir. Her bebek farklı yollarla sakinleşir. Sizin bebeğiniz nasıl sakinleşir?
    • Hafif dokunuşlarla mı, güçlü dokunuşlarla mı?
    • Yumuşak bir ninni sesiyle mi, daha güçlü bir sesle mi?
    • Nasıl sallanmaktan hoşlanır? (yatay/dikey, yavaş/hızlı)
    • Ne beklemeliyiz?

    Yeni doğan bebekler günün büyük bir kısmını uyuyarak geçirir (8-16 saat). Genellikle alt değiştirme ve beslenme gibi nedenlerle uyanırlar. Yeni doğan bebekler gece ve gündüz arasındaki farkı ayırt etmezler ve günün farklı zamanlarında farklı uzunluklarda uyuyabilirler. Düzensiz uyku alışkanlıkları yeni doğanlar için beklendik bir durumdur. 3-4 aydan sonra bebekler gece ve gündüz arasındaki farkı ayırt edebilmeye başlarlar. 6 aylıktan itibaren birçok bebek gece boyunca uyuyabilmeye başlar ama bazı bebekler emzirilerek, sallanarak veya kucakta uyutulmaya alıştıkları için geceleri uyanmaya devam edebilirler. Birçok bebek uyandığı zaman tekrar nasıl uykuya dalacaklarını bilemez. Kendini sakinleştirmeyi (parmak emerek, vücudunu daha rahat bir pozisyona getirerek vb.) öğrenmiş bebekler uyandıktan sonra kendi kendilerine daha rahat uykuya dönebilirler. Bu yüzden gün içinde kendilerini sakinleştirecek yollar keşfetmelerini desteklemek yardımcı olacaktır. 12 aydan sonra bebekler günde ortalama 12-14 saat uyurlar ve öğle uykusuna yatarlar. Bu süreler her çocuğun uyku ihtiyacına göre değişiklik gösterebilir. Ebeveynlerle konuşulduğunda uyku ile ilgili sıkça sorulan sorular; “Bebeğimi gece nasıl uyutabilirim?”, “Bölünmeden uyumasını nasıl sağlayabilirim?” “O uyandığında ben de uyanıyorum ve tekrar uyuyamıyorum”, “Onunla mı uyumalıyım? Uyursam daha sonra yataklarımızı nasıl ayıracağım?”. Çoğu zaman aileler bu ve buna benzer soruların cevaplanmasına ihtiyaç duyarlar.

    Yeni ebeveyn olanlar için en zorlu şeylerden biri uykusuzluk ile yaşamaya alışmaktır. Bu çoğu ebeveyn için yaşanan bir süreçtir ve geçici olduğu unutulmamalıdır. Bebek büyüdükçe uykusu da değişir. İlk aylar en zorlu zamanlardır ve bu zamanlarda sabırlı ve umutlu olmak ebeveynlerin bu süreci geçirmesine yardımcı olacaktır. Hem ebeveynlerin hem bebeklerin uykuya ihtiyaçları vardır fakat bu ihtiyaçlar birbirinden farklıdır. Çoğu yeni ebeveynden “bebeğim doğduğundan beri tek bir tam gece uyumadım” gibi yakınmalar duyarız. Çocuğun ve ebeveynlerin birbirlerinin yaşamlarına uyum sağlayabilmeleri için, bebeklerin ailenin gece ve gündüz uyku rutinlerini paylaşmayı öğrenmesi gerekmektedir.

    Bebeklerin uykusu yetişkinlerinkinden farklıdır. Uyku, bebeklerin gelişimleri için gereklidir ama aynı zamanda bebekler geliştikçe uykuları da gelişir. Uyku sırasında beyin ve beden gelişimi gerçekleşir ve beyin bir sonraki gün için öğrenme, hafıza ve dikkat işlevlerine hazırlanır. Bebek için uyumayı öğrenmek bireyselleşmenin bir adımıdır. Ebeveyn için ise çocuğuna uyumayı öğretmek, ondan ayrışabilmek ve geri çekilip çocuğun bireyselleşmeyi öğrenmesine izin vermek demektir.

    Ebeveynlerin günlük hayatta altında bulundukları sorumluluklar, bebekleri için sabit bir uyku düzeni kurmalarını zorlaştırır. Tüm gün çalışan ebeveynler eve döndüklerinde gece çocuklarından ayrılmaktan zorlanabilir. Birçok ebeveyn için çocukları ile birlikte olabilecekleri tek zaman gecedir bu yüzden çok çalışan ebeveynler genelde bebeklerinin uyku düzenlerine farkında olmadan müdahale ederler.

    Bebeğin uyku düzenini anlamak, daha sağlıklı bir gece rutini oluşturmak için önemli bir adımdır. Bebeğiniz düzenli uyumayı öğrendikçe siz de; bebeğinizin gece uykudan uyandığını duyduğunuzda nasıl tepki vereceğinizi, ne zaman yeniden uykuya dalacağını ve sizin onu ne zamanlarda rahatlatmanız gerektiğini daha iyi anlamaya başlayacaksınız.

    Bu göründüğünden biraz daha karışıktır. Kendi kendine bir süredir uyuyabilen bir bebek bir noktada bu konuda zorlanabilir ve yardıma ihtiyaç duyabilir. Bu durum, bebeğin yeni bir gelişimsel basamağa geçtiğini işaret ediyor olabilir. Bebekler yeni bir beceri öğrenirken (ayakta durmak, yürümek vb.), önceden edindikleri beceriler bu yeni öğrenme süreci tarafından etkilenebilir. Bu dönemlerde uykunun bölünmesi ebeveynler için beklenmedik bir durum olabilir. Bu süreçleri anlayabilmek, ebeveynlerin bebeklerini rahatlatıp gerekli sınırları koymalarına yardımcı olur. Bebeklerin uykuya geri dönebilmeyi öğrenmeleri için bu rahatlatma ve sınırlara ihtiyaçları vardır.

    Bebeğinizin sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmasına yardım etmek için:

    • Bir uyku rutini oluşturun – Her uykuya yatışta benzer şeyler yapın; bu bebeğinizin ne zaman uykuya dalacağını öğrenmesine yardım edecektir.
    • İşaretleri fark edin – Bebeğinizin uykusunun geldiğini belli eden davranışlarını keşfetmeye ve anlamaya çalışın. Örneğin, esnemek çok sık ve ortak gösterilen bir belirtidir. Bunun yanında gözlerini ovuşturma, uykulu bir ağlama, huysuzlanma gibi daha az belirgin işaretleri de yakalamaya çalışın. Bunları gördüğünüzde uyku rutinine geçin.
    • Bebeğinizin hayatında olanları göz ardı etmeyin – Uyku sorunlarına yol açabilecek hayat olayları olabilir; örneğin ebeveynden ayrılma, yeni bakıcı, kardeş doğumu, yeni bir becerinin kazanımı (yürümek gibi) vb. Bu gibi durumlarda sabırlı ve tutarlı olun. Oluşturduğunuz uyku rutinini devam ettirmeye çalışın. Zamanla uykusu tekrar düzene girecektir.
    • Bebeğinizi uyanıkken yatırın – Bebeğinizi uyuturken emzirme, sallama, ninni söyleme gibi yöntemlerden faydalanabilirsiniz; ama 4 aydan sonra gün içinde bebeğinizi uyanıkken yatağına yatırıp tek başına uykuya dalmayı öğrenmesine fırsat tanıyın. Böylece geceleri uyandığında tek başına uykuya dalabilmeye başlayacaktır.
    • Protesto planı yapın – Bebeğiniz kendi kendine uyumayı öğrenince ağlamaya ve protesto etmeye başlayabilir, çünkü bu onun için büyük bir değişimdir. Böyle zamanlarda nasıl davranacağınızı önceden planlamanız önemlidir. Örneğin; ağladığı zaman onu kucağınıza almak yerine arada onun sizi görebileceği bir konuma gelip konuşarak sakinleştirmeyi deneyebilirsiniz. Bu noktada size ve bebeğinize uygun bir yol bulmanız önemlidir.
    • Bebeğinizin mizacını göz önünde bulundurun – Daha hareketli ve dış uyaranlara karşı daha hassas olan çocukları sakinleştirmek daha zor olabilir. Bu mizaçta bebeklerin kendilerini sakinleştirme konusunda daha çok desteğe ihtiyaçları vardır.
    • Tutarlı olun.
    • Uyku zamanlarında teknolojik aletleri kapatın.

    Uyku için Bebeklerin Rahatlamasına Yardım Etme Yolları:

    • Emzik vermek
    • Bebeği sallamak ve ninni/şarkı söylemek
    • Anne ve babanın bebeği göğsüne yaslayarak kucağında taşıması
    • Çamaşır makinası, fön vb. devam eden sesleri kullanmak

    Bebeği Uykuya Yatırmak:

    • Emzirin veya kucağınızda tutarak biberonla besleyin
    • Bebeği hafifçe sallayın ve ninni/şarkı söyleyin
    • Bebeği sakinleştirin ve uyumadan önce beşiğine yatırın. Gerekirse yarı uyanık hale getirin ki kendi kendine uykuya dalmayı öğrensin.
    • Yanında oturun sessizce bebeğinizle konuşun ve onu pışpışlayın
    • Beşiğin içinde asla biberon bırakmayın. Biberondaki süt boğazına kaçabilir ve dişlerine zarar verebilir.

    Kendi Yatağına Geçiş:

    Sarılabileceği ve bağlı olduğu bir geçiş nesnesi olsun. Bu bir battaniye veya pelüş bir oyuncak olabilir. Bu geçiş nesnesini bebeğinizin günlük hayatının içinde de kullanın. Mesela bebeğiniz herhangi bir konuda kaygılandığında ona geçiş nesnesi ile beraber sarılın. Böylece zamanla çocuğunuz geceleri tek başınayken sakinleşmek için onu kullanabilmeye başlayacaktır.
    Yeni yatağına alışana kadar onun yanında uzanın. Gerekirse önce kendi yatağına alışmasını sağlamak için yatağı bir süre kendi odanıza koyabilirsiniz
    Birlikte uyuduğunuz zamanlarda söylediğiniz bir ninni veya anlattığınız bir hikayeyi tek başına uyurken hatırlaması ve söylemesi için cesaretlendirin.
    Tek başına yatabilmeye başladığında korktuğu zamanlarda yatağınızdan ona seslenebilirsiniz.

    Öğlen Uykusu:

    • Şaşırtıcı bir şekilde iyi dinlenmiş bir çocuk, yorgun bir çocuğa göre daha rahat öğle uykusuna dalacaktır. Öğle uykularının düzenli olduğuna emin olun.
    • Öğle uykusunu bir tehdit veya ceza olarak kullanmayın. Bu şekilde kullanıldığında her çocuk buna tepki verecektir.
    • Çocuğunuzu öğle uykusuna hazırlayın. Öğle yemeğini yerken yakın zamanda uyuyacağını ona hatırlatın. Bunu çocuğunuzun rahatlayabileceği, dinleneceği ve hikaye okuyacağı keyifli bir deneyim olarak aktarın
    • Çocuğunuzu bütün aktivitelerden uzak tutun. Sessiz ve az ışıklı bir odayı tercih edin. Dışarıda sesli, onu heyecanlandırıp dikkatini dağıtacak bir şey olmamasına dikkat edin.
    • Gece uykusuna dalarken kullandığınız yolları kullanın.

     

    Gece Korkuları ve Kabuslar

    Uyku zamanında:

    • Çocuğunuzla oturup bu korkuları sakince konuşun. Fakat bu konuşma onun kaygısını arttırıyorsa konuşmayı bırakın. Bazı çocuklar için bu konuşmayı gündüz saatlerinde yapmak daha uygun olacaktır.
    • Korkusunu ve size ihtiyaç duymasını anlayışla karşılayın. Fakat “son bir sarılma” veya “son 5 dakika” gibi net sınırlar çizin.
    • Kendini rahatlatması için kullanabileceği yolları hatırlatın- onu rahatlatan bir şarkıyı söylemesi veya gün içinde keyifli geçirdiği bir zamanı düşünmesi gibi.
    • Odasında gece lambası bulundurun.
    • Korkularıyla başa çıkmasına yardım etmesi için geçiş nesnesi olarak kullandığı oyuncağı yanında tutmasını sağlayın
    • Gece korkularını anlamasını sağlayacak kitaplar okuyun.
    • Kabus görüp sizin yatağınıza gelirse sakinleşene kadar size sarılmasına izin verin, bundan sonra kendi yatağına götürün.
    • Yatağının başında rahatlayana kadar bekleyin.

    Gün içinde:

    • Canavar ve hayalet korkusu varsa yatak altlarını ve dolapları daha sonra hatırlayıp kendini rahatlatabilmesi için birlikte kontrol edin.
    • Korktuğu anları daha sakinken onunla konuşun ve sizin korkularınızla nasıl baş ettiğinizi anlatın.
    • Televizyonda, internette ve oyunlarda gördüklerinden etkileniyor olabilir. Çocuklar baş edebileceklerinden fazlasına maruz kaldıkları zaman bunlar korku olarak ortaya çıkabilir. Bu yüzden sanal ortamlarda maruz kaldığı şeylere dikkat edin.

    Alt Islatma:

    • Çocuğun özgüvenini koruyun, cezalandırıcı değil destekleyici olun
    • Baskı yapmayın, büyük bir problem haline getirmeyin, bu sizin meseleniz değil onun meselesi. Ceza yerine ödül yöntemleri kullanın.
    • Ceza ve baskıya rağmen altını ıslatmaya devam ediyor oluşu hiçbir müdahale edilmeden altını ıslatıyor olmasından daha zarar vericidir. Bu nedenle bunun karşısındaki tutumlarınıza dikkat edin.
    • Çocuğunuzla beraber günlük bir takvim oluşturabilirsiniz. Altını ıslattığı geceler için yağmur resmi, ıslatmadığı geceler için ise güneş resmi koyabilirsiniz.

     

    Şunu unutmayın!

    Bütün bu anlatılanlar genel kullanılan yöntemlerdir, ama her bebeğin birbirinden farklı olduğu ve farklı ihtiyaçlara sahip olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle, bu bilgiler ışığında sizin ve bebeğinizin ihtiyaçlarını en iyi karşılayan yöntemleri keşfetmeniz önemlidir.

    ]]>
    https://bebekruhsagligi.org.tr/uyku-hakkinda-faydali-bilgiler/feed/ 0
    Oyunun Önemi https://bebekruhsagligi.org.tr/oyunun-onemi/ https://bebekruhsagligi.org.tr/oyunun-onemi/#respond Thu, 23 Feb 2023 14:52:28 +0000 https://bebekruhsagligi.org.tr/?p=5378 Bebeklerin gelişiminde kendilerine bakım veren kişiyle kurduğu kaliteli ilişki çok önemlidir. Bebekler konuşamadıklarından ebeveynlerin bebeklerin işaretlerine duyarlı olmaları gereklidir. Ağladığı zaman yanına gidilmesi, temel bakım ihtiyaçlarının (beslenme, alt değiştirme, uyku vs.) gecikmeden ve düzenli olarak yerine getirilmesi gereklidir. Bebeklerle oyun oynamak bebeğin sosyal, duygusal, fiziksel, zihinsel ve dil gelişimi için oldukça önemlidir. Bebeklerle sık sık iletişim halinde olunması, ona şarkılar söylenmesi, gözlerine bakıp gülümsenmesi bebeğin zihnini uyarıp beyin gelişimine katkıda bulunur. Bebeklerle oyun oynamak bebeğin aynı zamanda kendine ve çevresine güvenmesine, mutlu bir bebek olmasına, dil ve iletişim becerilerinin gelişmesine yardımcı olur. Ayrıca, ebeveyni tarafından sevildiğini ve değer verildiğini hisseden bebek daha sonra başkalarına önem vermeyi de öğrenir. Oyun oynamak bebeklerin gelişiminin pek çok fayda sağlar. Bunlar:

    Oyunlar Sayesinde Sosyal Beceriler artar:

    • Etrafındakilerle iletişim kurar, iletişim becerileri ilerler
    • Arkadaşlar edinir.
    • Paylaşmayı öğrenir.
    • Oyunlarda arkadaşlarıyla yaşadığı çatışmalar sayesinde başkalarının isteklerini kabul etmeyi veya başkalarına kendi isteklerini kabul ettirmeyi deneyimler.
    • Problem çözme becerileri artar.
    • Yetişkinin öğretemeyeceği pek çok davranışı, toplum kurallarını ve insanlar arasındaki ilişkileri etrafındaki kişileri oyunlarda onları taklit ederek öğrenir. Bu sayede, yaşadığı dünyayı ve çevresini tanır ve anlar.

     

    Oyunlar Sayesinde Duygusal Gelişim ilerler:

    • Çocuklar oyunlarda kendi iç dünyalarını tanırlar.
    • Kelimeler kullanarak anlatamadığı duygularını somutlaştırır ve ifade etmeyi öğrenirler
    • Olumsuz duygulara çözüm yolları bulmaya çalışırlar.
    • Kendisinin ve çevresindeki kişilerin duygularını tanır, ifade eder ve bu duygulara uygun tepkiler verirler.
    • Özellikle kurallı oyunlarda, çocuklar görev duygusunu geliştirir ve sorumluluk alır. Bu sayede, kendilerine olan güvenleri artar; daha fazla olumlu ilişkiler geliştirir ve sosyal olgunluk gerektiren becerileri (adil olma, hak arama gibi) artar.
    • Sinirlendiğinde tepkilerini saldırganlıktan uzak bir şekilde ifade etmeyi öğrenir.

     

    Oyunlar Sayesinde Fiziksel Gelişim Artar:

    • Oyun oynarken çocukların çeşitli kasları hareket halindedir. Küçük kas gruplarının (el ve parmak kasları) kullanıldığı oyunlarda çocukların ince motor becerileri (nesneleri takıp çıkartmak, düğme iliklemek gibi); büyük kas gruplarının kullanıldığı oyunlardaysa kaba motor becerileri (zıplamak, atlamak, merdiven çıkmak gibi) gelişir.
    • El-göz koordinasyonu güçlenir ve hareketlerini kontrol edebilir. Denge artar ve kaslar gelişir.
    • Hareketli oyunlar sayesinde sıklaşan ve derinleşen solunum nedeniyle kana daha fazla oksijen girer. Ayrıca, kan dolaşımının hızlanmasıyla dokulara daha fazla besin taşınır.
    • Çocuğun dış çevresini daha fazla tanıması sayesinde çocuk çevresindeki engelleri kolayca aşabilir.

     

    Oyunlar Sayesinde Zihinsel Gelişim İlerler:

    • Oyunda çocukların kısa ve uzun süreli belleği gelişir, öğrenmesi kolaylaşır.
    • Çocuğun çevresindekileri araştırma imkânı verir. Bu sayede, çocuklar büyüklük, şekil, renk ve boyut gibi pek çok kavramı öğrenir; eşleştirme, sınıflandırma, sıralama ve problem çözme gibi pek çok zihinsel işlemi yapar.
    • Özellikle sosyo-dramatik oyunlar sayesinde ben-merkezci düşünce yapısından sıyrılarak etrafındaki kişilerin kendisinden farklı duygu, düşünce, ihtiyaç ve niyete sahip olabileceğinin farkına varır.
    • Hayali oyunlar sayesinde hayal etme gücü ve yaratıcılığı gelişir. Farklı ve değişik şeyler deneme alışkanlığı gelişir.

     

    Oyunlar Sayesinde Dil Gelişimi İlerler:

    • Oyunda çocuklar etrafında duydukları sesleri ve konuşmaları tekrar ederler.
    • Oyun çocukların kendilerini akıcı bir şekilde ifade etmelerine imkân verir.
    • Başkalarıyla oyun oynayan çocuklar etkileşim içine girer, karşısındaki kişiyi anlayabilmesi için onu dikkatle dinler ve yeni kelimeler öğrenir.
    • Çeşitli fikirler geliştirir ve bunları uygun şekilde, karşısındaki kişinin anlayacağı seviyede ifade eder.
    • Oyun çocukların yaşları değiştikçe farklılaşır ve zenginleşir. Aşağıdaki oyunları bebeğinizle oynamayı deneyebilirsiniz:

    Bebeğinizin çıkardığı sesler taklit edip onun karşılık vermesini bekleyebilirsiniz. Aynı zamanda onun sizi taklit etmesini de sağlayabilirsiniz. Karşılıklı olarak birbirinizin hareketlerini ve seslerini takip ve taklit ederek ilişkinizi güçlendirebilirsiniz.
    Cee-eee oyununu bebeğinizle oynayabilirsiniz. Yüzünüzü iki elinizin ardına saklayıp kısa bir süre sonra cee-eee diyerek bebeğinizin dikkatinin ne denli size yoğunlaştığını ve hareketleriyle ve gülümsemesiyle heyecanını ve mutluluğunu gözlemleyebilirsiniz.
    Değişik tarzda müzikler dinleyip dans ederken bir yandan da bebeğiniz karnına narin dokunuşlarda bulunabilirsiniz. Bu etkinlikler bebeğinizin farklı müzik tarzlarına nasıl tepki verdiğini gösterirken işitme ve hareket becerisini geliştirir.
    Farklı renk, şekil ve dokularda nesneler vererek bebeğinizin nesneyi tüm duyu organlarını kullanarak keşfetmesine olanak sağlayabilirsiniz. Örneğin, oyun hamurları, tak çıkar oyuncakları, çıngıraklar, içi değişik nesnelerle dolu farklı sesler çıkartan şişeler gibi.
    Bebeğinizle doğduğu andan itibaren oyun oynayabilirsiniz ancak her yaş döneminin kendine özgü oyun türleri olduğunu da unutmamak gerekir.

     

    SOSYAL OYUNUN DÖNEMLERİ

    Uğraşsız Oyun (0-1 yaş): Bu dönemde çocuklar kendi uzuvlarıyla ve çevrelerindeki uyarıcılarla ilgilenirler. Özellikle, çevrelerindeki renkli, sesli ve hareketli nesneler oldukça dikkatlerini çeker. Yukarıda bahsettiğimiz oyunlara ek olarak;
    Bebeğinizi banyo sonrası temiz bir havluya yatırıp çıplak ayak ve elleriyle rahatça hareket etmesini sağlayabilir, bedenini ve vücudunu özgürce keşfetmesine yardımcı olabilirsiniz. Ardından banyo sonrası hafif masaj yaparak bebeğinizin rahatlamasını sağlayabilirsiniz.
    Bebeğinizle birlikte aynanın karşısına geçip bebeğiniz ismini söyleyebilir ya da “bak bu anne” şeklinde kendinizi gösterebilir, farklı mimikler yapabilirsiniz. Bu oyunu oynayarak bebeğiniz için önemli bir beceri olan yüz ifadelerini okuyabilme becerisini geliştirebilirsiniz (Young, 2012).

    Tek Başına Oyun (1-2 yaş): Bu dönemde çocuklar diğer çocuklarla sosyal bir etkileşime girmeden, oyuncaklarıyla tek başına oynarlar. Çevresindekilerden etkilenmeden oyunlarını sürdürürler, yakınındaki çocukların oynadığı oyunların farkına pek varmazlar. Bu tür oyunlar, çocukların yaratıcılığını, karar alabilme becerilerini ve kendine güvenlerini destekler.
    Bu dönemde çocuklar ayrıca ellerindekileri atma davranışı sergilerler. Bu davranışın ortaya çıkmasında, çocukların bedenlerini daha rahat kontrol etmeleri ve bu sayede yavaş yavaş özerkliklerini kazanmaya başlamaları rol oynar. Her ne kadar bu tür davranışlar aile içerisinde tasvip edilmese de nesneleri atma davranışı çocukların ince motor becerilerini ve el-göz koordinasyonunu geliştirir. Bu nedenle, bu tür davranışları birine ya da bir nesneye zarar vermediği sürece engellemeyin; sadece neyi nereye atabileceğini sınırlandırın. Bebeğinizle oynayabileceğiniz oyun örnekleri;

    Çok sıvı olmayan yoğurtlara farklı renklerde gıda boyaları katarak renkli hale getirdikten sonra evinizdeki temiz bir süngeri bebeğinize verip yoğurtlara batırıp boş bir kâğıda baskı yapmasını sağlayabilirsiniz. Hem ince motor hem yaratıcılık becerilerinin gelişmesine katkı sağlar.
    Bebeğinizle karşılıklı oturup birbirinize top yuvarlayabilirsiniz. Böylece hem kaba motor hem sosyal gelişimine yardımcı olursunuz. Top yuvarlamada ve tutmada başarılı oldukça aranızdaki mesafeyi biraz daha açabilirsiniz.
    Bebeğinizin en sevdiği tek kelimeli üç oyuncağı seçin (top, bebek gibi). Ardında topu elinizle havaya kaldırın ve “top” Üç oyuncak için bunu birkaç kez yaptıktan sonra bebeğinize topu almasını söyleyin. Oyuncakların ismini öğrenmesi için bu oyunu pek çok kez tekrarlayabilirsiniz. Bu oyunu oynayarak bebeğiniz dil gelişimine yardımcı olursunuz.

    Oyunu İzleme (2-3 yaş): Bu dönemde çocukların ilgisi diğer çocukların oyunlarına kayar. Herhangi bir sözel etkileşime girmeden ve diğerlerinin oyunlarına katılmadan onların oyunlarını izlerler. Bazen oyuna katılmadan oyunla ilgili sorular sorabilirler. Genellikle, utangaç olan, kuralları tam olarak anlayamayan ya da oyuna katılmakta kararsız olan çocuklar bu tür davranışları gösterirler.

    Paralel Oyun (2-3 yaş): Bu dönemde çocuklar yan yana olmalarına, birbirlerinin oyununa dikkat göstermelerine ve aynı oyun materyal(ler)ini kullanmalarına rağmen birbirinden bağımsız oyunlar oynarlar, çok az etkileşim kurarlar. Bu tür oyunlar, başka çocuklarla ortak zaman geçirme ilgilerinin başladığının bir göstergesidir. Grupla oyuna geçişi kolaylaştıran bu oyunlar sayesinde çocuklar kendilerini duygusal açıdan ifade edebilme becerilerini geliştirirler, başkalarını gözlemleyerek ve taklit ederek sosyal ilişkiler kurabilirler.
    2-3 yaş grubuyla oynayabileceğiniz oyun örnekleri;

    Evde kullanılmayan küçük bez parçalarını parmaklarınıza geçirecek şekilde kesin ve keçeli kalemle istediğiniz figürü çizin. Ardından parmaklarınıza geçirdiğiniz kuklaları bebeğinize göstererek konuşturun. Aynısını bebeğinizin parmaklarına göre de yapabilir karşılıklı hareket ettirip bebeğinizin dil gelişimini, sosyal-duygusal gelişimini ve ince motor gelişimini geliştirebilirsiniz (Çankırlı, 2010).
    Çocuğunuzla birlikte kek, pasta, makarna gibi yemekler yapabilirsiniz. Bu yaş çocukları gerçek yemek malzemeleriyle yemeğe yardımcı olmaktan, yemeği karıştırmaktan, ona verdiğiniz malzemeleri eklemekten ve ardından o yemeği yiyor olmaktan çok büyük keyif alırlar.
    Çocuğunuzla boş kağıda boya kalemleriyle resim çalışmaları yapabilirsiniz. Böylece çocuğunuzun kalem tutma becerisini geliştirirken ince motor gelişimine yardımcı olur ve yaratıcı yönünü de geliştirebilirsiniz.

    Birlikte Oyun (3-5 yaş):Bu dönemde çocuklar birbirleriyle etkileşim içerisinde birbirlerini izleyerek, fikir ve oyuncak alışverişi yaparak oyun oynarlar. Herhangi bir kural düzeni belirlemeden ya da bir amaç için örgütlenmeden birlikte benzer hedeflere ulaşmaya çalışırlar. 3-5 yaş grubuyla oynayabileceğiniz oyun örnekleri;
    Hamur oynayarak hamurlardan farklı şekiller oluşturup birbirinize yaptıklarınızı anlatabilirsiniz.
    Legolarla farklı nesneler oluşturup çocuğunuzun yaratıcılığını geliştirmesine destek verebilirsiniz.
    Küplerle birlikte yüksek kuleler yapabilirsiniz böylece ince motor ve el-göz koordinasyonunu geliştirmesine yardımcı olursunuz.
    Pet şişelerini dizip top ile şişeleri devirmeye çalışarak bowling oyunu oynayabilir hem el-göz koordinasyonunu hem de kaba motor gelişimine katkıda bulunabilirsiniz.

    Kooperatif Oyun (6 yaş- ): Bu dönemde çocuklar grup halinde bir amaca ulaşmak için organize olurlar, aralarında gerçek bir sosyal etkileşim vardır ve oyun malzemelerini uygun bir şekilde paylaşırlar. Çocukların takım olarak çalışabilme ve liderlik becerileri için önemli bir dönemdir. Paylaşma ve empati davranışlarını geliştiren bu tür oyunlar çocukların kendini ifade edebilme ve başkalarıyla anlaşabilme becerilerini güçlendirir.
    Bu dönemlerde görülen bu tür oyun davranışları sadece belirtilen yaş aralığında görülmez, ilerleyen yaşlarda da benzer davranışlar görülebilir. Bu oyun türlerine ek olarak, çocuklar yoğun olarak hayali ve sosyo-dramatik oyunlar oynarlar.

    Hayali Oyun: Özellikle 3-5 yaşlarındaki çocukların sıklıkla oynadığı bu oyun türünde, çocuklar bir nesneyi başka bir nesne gibi; bir olguyu başka bir olgu gibi düşünerek oynarlar. Bu oyun sayesinde çocukların hayal gücü ve yaratıcılığı gelişir. Çevresinde gözlemlediklerini kendi anlamlandırdığı şekilde oyununa yansıtır. Ayrıca, gerçek hayatta yapamadıklarını oyun sırasında gerçekleştirerek olumsuz duygularından sıyrılır ve kendisiyle ilgili güçlü bir imge yaratır.

    Sosyo-dramatik Oyun: Bu tür oyunlarda, çocuklar çevrelerinde gözlemledikleri durumları diğer çocuklarla birlikte canlandırırlar. Bu oyunlara örnek olarak evcilik, doktorculuk gibi oyunlar verilebilir. Bu sayede, zaman içerisinde kendileri için önemli olan durumları tekrar yaşama geçirirler. Deneyimlerini yeniden yaşayarak içgörü kazanır ve karşılaştığı durumları açığa çıkarma olanağı bulurlar. Bu oyunlar sayesinde, çocukların dünyayı nasıl algıladığı ve diğer insanlarla ilişkilerinde neler hissettiği hakkında bilgi edinilebilir. Evde onların çeşitli kıyafetlerle değişik kimliklere girmesine izin verebilirsiniz.

     

    Kaynakça:

    Çankırılı, A. (2010). Benimle oynar mısın anne. Timaş Yayınları.

    Young, C. (2012). Bebekler ve Yürüme Çağındaki Çocuklar için Eğlendirici ve Eğitici Etkinlikler. Tübitak Popüler Bilim Kitapları.

    http://www.aaastateofplay.com/34-reasons-why-play-matters/

    https://www.zerotothree.org/early-learning/play

    http://raisingchildren.net.au/articles/why_play_is_important.html

    http://www.adnancoban.com.tr/cocuk_oyun.html

    http://cocuklaringelisimi.com/2013/10/14/18-aylik-2-yas-cocuklarinda-vurma-davranisi/

    ]]>
    https://bebekruhsagligi.org.tr/oyunun-onemi/feed/ 0
    Anne-Bebek İçin Emzirme Dönemi https://bebekruhsagligi.org.tr/anne-bebek-icin-emzirme-donemi/ https://bebekruhsagligi.org.tr/anne-bebek-icin-emzirme-donemi/#respond Thu, 23 Feb 2023 14:48:35 +0000 https://bebekruhsagligi.org.tr/?p=5376 Anne sütü, bebeklerin hem fiziksel hem de ruhsal ihtiyacıdır. Emzirme dönemi ve bebeğin memeyle olan ilişkisi, yalnızca bir besin olarak anne sütü alımından öteye götürür bizi. Anne memesi, yeni doğmuş ve dış dünya ile (başta anneyle) yavaş yavaş ilişki kurmaya başlayan bebeğin her şeyidir. Emzirme esnasında anne ve bebek arasındaki ten teması, bebeği rahatlatır ve anne-bebek arası güven bağın temellerini oluşturur. Bunun yanı sıra, emzirme esnasında bebeğin annesiyle kurduğu göz teması, bebeğin kendisini ve dış dünyayı keşfetmesi; sağlıklı ilişki kurma becerilerinin ilk adımlarını atabilmesi yönünden çok önemlidir (Winnicott, 1971).

    Dünya Sağlık Örgütü ve uzmanlar bebeklerin, en az 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesini ve devamında, ek gıdalarla birlikte iki yaşa kadar anne sütüne devam edilmesini tavsiye etmektedir. Hem bebeğin, hem de annenin sağlığını korumak ve güçlendirmek adına, bunun pek çok sebebi sunulur.

     

    Bebeğin sağlığı:

    Anne sütü, bebeğin ihtiyacı olan tüm besinleri ve erken dönemdeki riskli hastalıklara (Ör. zatürre, ishal vb.) karşı koruyucu antikorları içerir. Bu antikorlar, diğer ek gıdalarda (bebek mamaları) bulunmamaktadır.
    Kronik ve akut pek çok hastalığa karşı koruyucudur (Ör. Alerjik hastalıklar, bakteriyel menenjit, orta kulak iltihabı vb.)
    Bebeğin gelecekteki sağlığı: Bebeğin, anne sütü ile beslendiği dönemin yanı sıra, büyüdükçe karşılaşabileceği çeşitli hastalıklara karşı da bağışıklık kazanmasına yardımcı olur anne sütü. Yüksek kolesterol, obezite, tip-2 diyabet riskine karşı koruyucudur.
    Victora ve arkadaşlarının (2016) yaptığı bir araştırmaya göre, minimum 6 aya kadar anne sütü ile beslenen bebeklerde enfeksiyon, obezite ve diyabet riski, anne sütü ile beslenmeyen bebeklere oranla azalırken; bebeğin zeka gelişiminin de, anne sütü ile beslenen bebeklerde kayda değer oranda arttığı gözlemlenmiştir.

     

    Annenin sağlığı:

    Anne sütünün, sadece bebek değil; annenin sağlığı için de faydalı olduğu görülmüştür.
    Emzirmek, göğüs ve over kanseri riskini azaltmakta ve annenin kilo dengesini korumasına yardımcı olur.
    Anemi riskini azaltır.
    İleride oluşabilecek kemik erimesine (osteoporoz) karşı korur.
    Uzmanlar, bebeğin biyolojik gelişimi kadar, anne ve çocuk arasındaki bağı desteklemek adına da, bebek doğduktan hemen sonra, ilk saatlerde meme ile buluşmasının önemini vurgulamaktadır.

    Bunların yanında, emzirmenin annenin ruh sağlığına etkileri üzerine de araştırmalar yapılmaktadır. Emzirmeyle birlikte, annede oksitosin ve prolaktin hormonları salgılanır ve bu da, süt yapımını sağlar*. Emziren annelerde, oksitosin miktarının artışıyla bağlantılı olarak, doğum sonrası depresyonunun, emzirmeyen annelere göre çok daha az olduğu saptanmıştır. Süt üretiminden sorumlu prolaktin hormonunun anneyi sakinleştirici bir etkisi olduğu da emzirmenin faydaları arasında olduğu düşünülmektedir.

    Sıklıkla göz ardı edilen önemli bir başlık ise, annelerin emzirme eylemine dair hisleri ve bu dönemde yaşadıkları güçlüklerdir. Ana başlığıyla ‘anne olmak’, ve bu karmaşık süreç içinde emzirmenin, bebeği beslemenin, anneler için zorlayıcı olması doğaldır. Bu süreçte, annenin yaşadığı sıkıntılara (Ör. Emzirme rutinleri, meme ucu ağrıları, mastit vb.) ve kaygılara (Ör. Sütüm bebeğim için yeterli mi?) destek olmak; hem bebeği, hem anneyi, hem de anne ile bebek arasındaki ilişkiyi korumak adına önemlidir.

    • Sütü arttırmak için öneriler: Emziren bir anneyseniz, günlük sıvı tüketiminizi arttırmak (kafeinli içecekler yerine su, süt, tatlandırıcısız meyve suları vb. gibi) ve D vitamini yönünden zengin besinler tüketmek, sütünüzü çoğaltmaya yardımcı olur. Rezene, ısırgan otu, nane gibi bitkileri de kaynatarak tüketebilirsiniz.

     

    Kaynaklar:

    10 facts on breastfeeding. (2015, July). Retrieved January 02, 2017, from http://www.who.int/features/factfiles/breastfeeding/en/index.html

    Victora, C. G., Bahl, R., Barros, A. J., França, G. V., Horton, S., Krasevec, J., … & Group, T. L. B. S. (2016). Breastfeeding in the 21st century: epidemiology, mechanisms, and lifelong effect. The Lancet, 387(10017), 475-490.

    Winnicott, D. W. (1971). Playing and Reality. London: Tavistock.

    ]]>
    https://bebekruhsagligi.org.tr/anne-bebek-icin-emzirme-donemi/feed/ 0
    Bebeğim Neden Ağlıyor? https://bebekruhsagligi.org.tr/bebegim-neden-agliyor/ https://bebekruhsagligi.org.tr/bebegim-neden-agliyor/#respond Thu, 23 Feb 2023 14:46:32 +0000 https://bebekruhsagligi.org.tr/?p=5374 Birçok aile bebekleri ağladığında panik olur ve bu ağlamanın bir an önce sonlanmasını ister. Bu noktada bu ağlamanın altında yatan neden kaçırılabilir. Aslında ağlamak bebeklerin kendilerini ifade etme yollarından biridir. Bebekler ağlayarak duygu ve ihtiyaçlarını anlatmaya çalışırlar. Bu yüzden ilk adım bebeğin ne anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışmaktır.

    İkinci adım bebeğinizin nasıl daha iyi sakinleşebildiğini anlayabilmektir. Bu yöntem her bebek için farklıdır, kimi bebeğe sarılmak, kimisine ninni iyi gelir. Her çocuğu iyi hissettiren şey farklıdır, bunu keşfetmekse ebeveynin işidir.

    Ağlayan bebeğin ilk aylarda sakinleştirilebilmesi, bebeğin ileride kendi kendini de sakinleştirebilmesi için bir iç model oluşturur. Bu nedenle ebeveyn tarafından sakinleştirilebilen bebekler duygusal açıdan daha sağlıklı bir gelişim gösterir.

    Bebeğinizi sakinleştirebilmeniz için genel birçok yöntem ve bilgi vardır, fakat bunların hepsi her bebeğe hitap etmeyebilir. Önemli olan sizin kendi çocuğunuza ve size uygun yöntemleri keşfedebilmeniz ve bunları kullanabilmenizdir. Bu nedenle, vereceğimiz bilgilerden önce aşağıdaki sorular üzerine düşünüp kendinizi ve bebeğinizi en iyi şekilde anlamaya çalışmanız iyi olacaktır.

    Anlamaya Çalışalım:

    Bebeğiniz ağladığında ne tepki veriyorsunuz? Bu sizde nasıl duygular uyandırıyor? Bunun karşısında ne yapıyorsunuz?
    Bebeğinizin farklı durumlarda ağlamaları arasında fark var mı? Bunları ayırt edebiliyor musunuz?
    Bebeğiniz fiziksel olarak rahat olmasına rağmen (karnı tok, altı temiz vb.) ağladığı zaman sizin hangi tutumlarınız ona iyi geliyor?
    Ne beklemeliyiz?

    Her çocuk ağlar, ağlamadan büyümesi mümkün değildir. Önemli olan ağlayan çocuğun duygusunu dönüştürebilmektir.
    Bazı durumlarda çocuğun ağlamaları ebeveyne “şımarıklık” gibi görünebilir, fakat bu tip ağlamaların bile altında bir duygu ifadesi vardır. Bu nedenle çocuğunuzun ağlamasını sizi kullanmak amacıylaymış gibi değerlendirmek yerine çocuk için ne ifade ettiğini anlamaya çalışın. Çocuğunuzun o andaki duygularına odaklanmayı deneyin.
    İki yaş civarında çocuğun istekleri ve benlik algısı daha çok geliştiği için talepleri daha fazla olacağından, karşılanmayan talepler, hak verilmeyen duygular daha fazla ağlamaya sebep olabilir.

     

    Bebekler Ağladığında Neler Yapılmalı?

    • Ağlamanın sebebini ve bebeğin davranışlarıyla size ne anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışın. Bunun için bazı ipuçlarından yararlanın. Örneğin; en son beslenme saati, uyku saati, alt değiştirme zamanı ve bebeğin ses, ışık, sıcaklık, harekete karşı tepkileri
    • Altını değiştirin, beslemeyi deneyin. Beslendikten kısa süre sonra hala sakinleşmemişse aç olmayabilir fakat sakinleşmek için emmeye ihtiyaç duyuyor olabilir. Bunun için baş parmağını veya yumruğunu bulmasına yardım edebilirsiniz.
    • Yumuşak ve rahatlatıcı bir şekilde konuşun. Sonra zamanla sesinizi alçaltarak onun da ağlamasını yatıştırmaya çalışın.
      İrkilmeleri engellemek için kucağınıza alın ve ona sarılın
    • Sırtına, kol ve bacaklarına sakince masaj yapın-kuvvetli dokunuşlardan hoşlanıyorsa kuvvetli, yavaş dokunuşlardan hoşlanıyorsa yavaş
    • Ninni/şarkı söyleyin
    • Kucağınıza alıp yürüyün ve elinizde sallayın
    • Bebeğinizi rahatlatan ve uyumasına yardımcı olan yollar keşfedin (araba yolculuğu, çamaşır makinası sesi vb.)
    • Alt kolunuzun üstüne yüzüstü yatırarak tutmayı ve sallamayı deneyin
    • Daha büyük yaş çocuklarda, onunla konuşun ve taleplerine odaklanın. Ağladığı zamanları takip edin ve üzüntüsünü paylaşın.
    • Bu üzüntünün altında yatan sebepleri anlamaya çalışın. Dinleyin. Onu önemseyen diğer kişiler ile konuşun.
    • Çocuğunuzun olumsuz duygular yaşadığı anlarda ne hissettiğini siz dile dökmeye çalışın. Bunun yüzde yüz doğru olması gerekmez, sadece sizin anlamaya çalışan niyetiniz bile çocuğu sakinleştirici bir faktördür.
    • Çocuğunuza özel zamanlar ayırın. Bu zamanlarda onun üzüntüleri ile ilgili konuşun.
    • Çocuğunuz bir isteği gerçekleşmediği için ağlıyorsa çocuğunuzun onaylamadığınız isteğini gerçekleştirmek zorunda değilsiniz, altındaki duyguyu anlayıp kabul etmek çoğu zaman yeterlidir. Çocuğun duygu ve davranışın birbirinden farklı olduğunu anlaması lazım. Önemli olan davranışını onaylamasanız bile alttaki duyguyu anlayıp kabul etmeniz ve bunu onunla konuşabilmenizdir.
    • Bu yaptıklarınız ona yardımcı olmuyorsa psikolojik destek alın.
    ]]>
    https://bebekruhsagligi.org.tr/bebegim-neden-agliyor/feed/ 0
    Bağlanma Nedir? https://bebekruhsagligi.org.tr/baglanma-nedir/ https://bebekruhsagligi.org.tr/baglanma-nedir/#respond Thu, 23 Feb 2023 14:42:32 +0000 https://bebekruhsagligi.org.tr/?p=5372 Bağlanma bireyin yakın ilişkiler kurma yönündeki eğilimi olarak özetlenebilir. Fakat esas olarak bebek ve bir yetişkin (çoğu zaman anne) arasında kurulan derin ve uzun süreli bağı açıklamak için kullanılır.
    Bakım veren kişi, bebeğe dokunarak, göz teması kurarak ve ifade ettiği ihtiyaçlarını karşılayarak, “güvenli bir liman” konumunu alır. Böylelikle, bebek etrafı anlamlandırırken, her zaman dönüp sığınabileceği güvenli bir evi olduğunu bilir.
    Babalar bebeklerle genellikle daha aktif ve fiziksel oyunlarla etkileşim kurarlar. Anneler ise daha çok yakınlık ve şefkate dayalı iletişimi tercih ederler. Ebeveynler arası iletişim kurma ve bebekle geçirilen vakit açısından farklılıklar olmasına rağmen, bebekler babalarına da erken dönemde güvenli bağlanma geliştirebilir.

     

    Bağlanmanın Önemi

    Anne ve bebeğin, dokunarak ve göz göze bakışarak iletişim kurduğu bu dönem, çocuk için en değerli beyin gelişiminin gerçekleştiği dönemdir.
    Bu dönemde yeni nörolojik ağlar kurulur ve bu ağlar, “ileriye yönelik plan yapmak, empati kurma, problem çözme, dürtülerin kontrolü, duyguları tanıma” gibi işlevleri içeren beyin bölgesinin gelişimi için hayati önem taşır.
    Anne, bebeğin ifade ettiği duyguları söze döker ve bebek duygularını tanır, ifade edilişini öğrenir, zihninde duygu ve davranışı eşleştirir.

    Bu kritik dönemde kurulması gereken beyin ağları sayesinde, bebek gelecek ilişkilerini anlamlandırır ve karşısındakinin düşünceleri ve ihtiyaçları hakkında akıl yürütebilir.
    Bu dönemde kurulan anne-bebek arasındaki ilişkinin niteliği, bebeğin yetişkinlik ve ergenlikteki romantik ilişkileri için bir örnek oluşturur.

     

    Bağlanma Tarzları (Ainsworth, Blehar, Waters, & Wall, 1978)

    Erken bebeklik döneminde, ebeveynlerle yaşanılan deneyimlere bağlı olarak bebek iki türlü bağlanma geliştirebilir. Bunlar güvenli veya güvensiz bağlanmadır.
    Güvenli bağlanan çocuklar;
    Anneden ayrılıklarda huzursuzluk hissederler ve annesi geri döndüğünde mutlu olup, huzursuzluklarını gidermek için anneye sarılırlar.
    Güvenli bebekler annelerinin yanında olunca etrafı incelemekten zevk alırlar.
    İlerleyen yaşlarında kendi davranışları üzerine düşünüp, kendilerini denetleyebilirler ve kurallara daha kolay uyum sağlarlar.
    Daha zengin hayali oyunlar oynarlar.
    Başkalarını anlama becerileri daha iyidir. (e.g., Fonagy & Target, 1997; Ontai & Thompson, 2002; Kochanska et al., 2001)
    Güvensiz bağlanan çocuklar;
    Anneden ayrılmaya çok tepki gösterirler.
    Ayrılık sonrası annenin dönüşünde rahatlamazlar.
    Fiziksel temastan kaçınırlar veya yaklaşıp uzaklaşırlar.
    Annenin dönüşünde korku veya daha garip davranışlar sergilerler; ya da annenin gidişine ve dönüşüne tepki göstermezler, anne odada yokmuş gibi davranırlar.

     

    Bağlanmanın Gelişimi (Lamb & Lewis, 2005)

    Bebekler doğumdan itibaren, yakınlık kurmaya ve bağlanmaya yönelik bazı davranışlar gösterirler. Bu davranışlar, çocuğun gelişimi ile beraber çeşitlenir ve ebeveynden gelen yanıtlara göre şekillenir. Bağlanma gelişimi şu dönemleri içerir:

    I. Dönem: Kişi Ayrımı Gözetilmeyen Sosyallik (Doğum- 1.ay) · Bağlanma davranışları: Ağlama (bakımverenin yaklaşmasına yönelik), gülümseme (bakımverenin yakınlığını korumaya yönelik)
    · Bebek bağlanma davranışlarını kişi tercihi olmadan yapar

    II. Dönem: Kişi Ayrımı Gözeten Sosyallik (1- 2. aydan, 6 -7.aya) · Çocuk yetişkinleri ayırt etmeye ve tanımaya başlar
    · Kişileri, olumlu ve keyifli deneyimlerle bağdaştırır

    · Karşılıklılık (sosyal etkileşim, sıra alma), etkileme (davranışların diğerlerini etkileyebildiğinin algısı), güven (bakımveren güven veren konumundadır)

    III. Dönem: Bağlanma Odaklı, Uzun Süreli, Duygusal Bağ (7 – 24. ay) · Bağlanma dönemi
    · Sosyal etkileşimlerdeki karşılıklılık kurallarına önem göstermek

    · İsteğe bağlı sosyal davranış

    · Ayrılıklara ilk direnç/tepki gösterme

    · Etrafı keşfetme ve tekrar yakınlık kurmayı olası kılan hareket kabiliyeti başlar

    IV. Dönem: Amaca Yönelik İlişki (24 – 30. ay)

    · İletişimin artışı

    · Akranlar ve yeni tanışılan yetişkinlerle etkileşim

    · Etkileşimlerde karşı tarafın ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurabilme

     

    Güvenli Bağlanmayı Destekleyecek Öneriler

    • Özellikle ilk dönemlerde, bebeklerin hayatında sabit figürler olması önemlidir. Bebekler bakım verenlerinden uzun dönemli ayrı kalmamalıdır.
    • Çocukların hayatlarındaki diğer bakım verenlerin (bakıcıların vb.) sık sık değişmesi güvenli bağlanma ilişkisini kurulmasını olumsuz etkiler.
    • Bebekleri / küçük çocukları ayrılıklara hazırlamak önemlidir. Örneğin, işe giderken bebekle konuşup, onu ayrılığa hazırlamak için; “Anne şimdi işe gidiyor, anneanne sana çok iyi bakacak. Ben işte seni düşüneceğim ve akşam yeniden buluşacağız” diyebilirsiniz.
    • Kaçarak ya da çocuğa çaktırmadan evden çıkmak, çocuğun güvensizlik duygularını pekiştirir ve ayrılığa tepkilerini arttırır. Bu sebeple vedalaşmadan evden çıkmak daha olumsuz sonuçlara yol açar.
    • Genellikle ilk bakım verenin anneler olmasına rağmen, bebekler ilk dönemlerden itibaren babalarına karşı da bağlanma ilişkisi geliştirirler. Bu nedenle, babaların bebekleriyle geçirdikleri süre, oyun oynama vb. etkileşimler değerlidir.
    • Bebek ile oynanan gıdıklama, ce-e oyunları, ayak/el masajları güvenli bağlanmayı güçlendirir. Özellikle bebek ile fiziksel temas kurma, söz-öncesi dönemde kurulan güvenli bağlanma için değerlidir.
    ]]>
    https://bebekruhsagligi.org.tr/baglanma-nedir/feed/ 0
    İkincil Travma Nedir? https://bebekruhsagligi.org.tr/ikincil-travma-nedir/ https://bebekruhsagligi.org.tr/ikincil-travma-nedir/#respond Thu, 23 Feb 2023 14:18:15 +0000 https://bebekruhsagligi.org.tr/?p=5364 İkincil travma, travmatik yaşantının odağı olan birey veya bireylerle yakın iletişim ve
    etkileşimin, travmaya direkt maruz kalmamış kişilerin benzer psikolojik olguları
    deneyimlemesine denmektedir. Kişi, travmatik olayı bilmenin sonucu olarak travmaya maruz
    kalanlara yardım etmesinden ya da yardım etme isteğinden kaynaklanan stres tepkisi
    göstermektedir. Travma mağdurunun yakını veya tanıdığı, travmatik deneyimin yoğun
    gücünü ve çevre üzerindeki kontrolünü kaybetme duygularını yaşamaktadır. Bir olayın
    travmatik olarak adlandırılabilmesi için bireyin günlük deneyimlerinin dışında kalan bir
    durum olması gerekmektedir.

    Travmatik bir olaya dolaylı yoldan (olay yerinden fotoğraflara veya videolara maruz
    kalmak, akrabaların/akranların/tanıdıkların yaşantılarını dinlemek) maruz kalan birey,
    doğrudan maruz kalmış bir kişinin deneyimlediği belirtilere benzer belirtiler
    sergileyebilmektedir. Kişi, travmatik bir olayı ayrıntılarıyla dinleyip empatik bir yaklaşımın
    sonucu olarak travma mağdurlarını anlayabilme çabasına girmekte ve bu çabanın sonucunda
    mağdur ve mağdurun acısıyla özdeşleşme yaşamaktadır. Mağdur yakını, travmatik yaşantıyla
    ilişkili geri dönüşler deneyimleyebilir. Kişide uyku problemleri, depresyon, duygulanımda
    eksiklik, hayattan keyif alamama, olaya ait kısmi veya tam hafıza kayıpları, yabancılaşma,
    öfke, kaygı, huzursuzluk gibi doğrudan travmanın neden olabileceği belirtiler gözlemlenebilir.
    Uzun vadede, travmatik olayın hatırlatıcılarından kaçınma ve sosyal içe çekilme de
    görülebilmektedir. Kişi travmatik deneyimden dolayı kendini suçlayabilmektedir.
    Travmatik olaylarda görevli ve gönüllü olarak yer alan meslek gruplarının yardım
    çalışmaları sırasında görev yapanların ölümüne ya da yaralanmasına tanık olma, yardım
    verilmeye çalışılan kişilerin kaybedilmesi gibi olaya ve göreve bağlı stres kaynakları da
    bulunmaktadır. Duygusal olarak zorlayıcı koşullara maruz kalma, kaynakların sınırlılığı,
    zaman baskısı, yüksek beklentiler, bireye destek olan sistemlerden uzak olma gibi bazı
    mesleki stres kaynakları da ikincil travmatik stres tepkilerinin ortaya çıkmasında rol
    oynayabilmektedir.

    Kişi olayla ilgili bilgi ve yaşantıları anlamakta güçlük çeker. Travmanın kendisi kadar
    kişinin travmayı nasıl algıladığı da önemlidir. Bu nedenle travmanın uzun dönem etkilerini
    önleyebilmek için atılması gereken ilk adımlardan bir tanesi kişinin travmanın hemen
    sonrasında başına gelenleri biriyle paylaşmasını sağlamaktır. Travma sonrasında ortaya çıkan
    belirtileri önleme ya da azaltmayı sağlayabilmek adına, psikoeğitimler, bireysel ve/veya grup
    psikoterapileri, psikolojim bilgilendirme ve paylaşımlar teşvik edilmeli ve ulaşılabilir hale
    getirilmelidir. Ekip içi dayanışma, iş dışı sosyal etkinlik olanakları, sosyal destek ağlarında
    bulunan kişilerle sorun ve sıkıntıları paylaşma gibi unsurlar da kişinin ikincil travmatik stresle
    başa çıkmasında kolaylık sağladığı bilinmektedir.

    Bebeklerde ikincil travma ise ebeveynlerin ve/veya bakımverenin travma mağduruna
    yardım etmesi veya yardım etmek istemesiyle ortaya çıkan durumlara maruz kalması sonucu
    ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda ev içerisindeki stresli durum bebek tarafından anlaşılmakta
    ve yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğu fark edilmektedir.
     Her ne kadar bebeklerin olayları anlayamadığını düşünme yanılgısına düşsek de ev
    içerisinde yaşayan kişilerin travmatik duruma tepkileri bebekleri de etkilemektedir.
    Durum içerisindeyken her zaman bebeklerin ne duyduğunu veya gördüğünü
    anlayabilmemiz mümkün olmayabilir. Ebeveynin ve/veya bakımverenin yetişkinlerle
    konuşmasına şahit olmak da bebekte ikincil travmaya sebebiyet verebilir.
     İkincil travma deneyimleyen bebekte ebeveynden ve/veya bakımverenden ayrıldığında
    yüksek stres, ‘donmuş bakış’, duygularını göstermede eksiklik, gülümsememe, yemek
    yemede azalma, göz kontağı kurmaktan kaçınma, sakinleşmede güçlük ve
    fiziksel/motor hareketlerinde gerileme – otururken, emeklerken veya yürürken artan
    sakarlık görülebilir.
     Bebeğin bu süreçte gelişim basamaklarında gerileme göstermesi,
    ebeveynden/bakımverenden normalden daha fazla ilgi beklemesi ve onlara daha bağlı
    olması travmatik bir duruma verilen olağan bir tepkidir.
     Travmatik durumlarda bebeğin durumdan etkilenmesini en aza indirgeyebilmek adına
    ebeveyn ve/veya bakımveren ilk önce kendisi destek almalıdır. Bu sayede kişi kendi
    şokunu ve duygusal tepkilerini kontrol altına alabilir ve bebeğe destek olabilir. Kişinin
    kendine zaman tanıması ve durumu anlamlandırabilmesi bebek için de önemlidir.
     Bebeğin maruz kaldığı konuşmalara, haberlere, görsellere ve videolara özellikle daha
    çok dikkat edilmelidir. Zorunlu bir durum olmadıkça bebeğin bakımvereninden
    ayrılması önerilmemektedir. Bebeğin günlük rutininin korunması önemlidir.

    Kaynaklar:
    1. Doğan, A., Keskin, G. & Dönmez, A. (2021). Afet Yardım Çalışmalarında Sekonder
    Travma. Hastane Öncesi Dergisi, 6 (3), 421-432. DOI: 10.54409/hod.992827
    2. Gökçe, G. ve Yılmaz, B. (2017). Afetlerde Yardım Çalışanları: İkincil Travmatik Stres
    ve Başa Çıkma. Türkiye Klinikleri J. Psychol-Special Topics, 2(3): 198-204.
    3. Kahil A., Palabıyıkoğlu N. R. İkincil Travmatik Stres. Psikiyatride Güncel
    Yaklaşımlar. 2018; 10(1): 59-70.
    4. Sungur, MZ. (1999). “İkincil travma ve sosyal destek”. Klinik Psikiyatri, 2: 105-108.
    5. Better Health Channel

    ]]>
    https://bebekruhsagligi.org.tr/ikincil-travma-nedir/feed/ 0
    Afet Sonrasında Ebeveynlere Öneriler https://bebekruhsagligi.org.tr/afet-sonrasinda-ebeveynlere-oneriler/ https://bebekruhsagligi.org.tr/afet-sonrasinda-ebeveynlere-oneriler/#respond Thu, 23 Feb 2023 14:15:27 +0000 https://bebekruhsagligi.org.tr/?p=5362
  • Ebeveynler veya bakım verenler öncelikle başlarına ne geldiğini çocuğun
    anlayabileceği bir şekilde anlatmalıdır. Bu tip anlatımlar mümkün olduğunca somut,
    gerçek bilgilere dayalı, aşırı duygu ifadelerinden arındırılmış ve yalın olmalıdır.
    Ayrıntılı anlatımlardan kaçınılmalıdır. Çocuğun sorduğu sorular olabildiğince kısa,
    somut, net ve anlaşılır bir şekilde cevaplanmalıdır.
  • Yaşına uygun bilgilerle başına gelenlere anlam vermesinin kolaylaştırılmasının yanı
    sıra zedelenen güven duygusunu onarmak adına depremin ardından sağlanan güvenlik
    koşullarının anlatılması; büyük depremlerin sürekli olan şeyler olmadığının, nadiren
    olduğunun ve artık güvende olduklarının vurgulanması iyi olacaktır.
  • Ebeveynler gibi çocukların da çaresiz hissettiği deprem karşısında alınabilecek
    önlemlerden bahsetmek de öz yeterliliği destekleyeceği için çocukların artan çaresizlik
    ve dehşet hislerini dindirmekte işe yarayabilir. Yaşamın yeniden düzenlenmesinde
    yaşına uygun sorumluluklar verilmesi kendine güvenini tazeleyecek ve yeterlilik
    duygusunu destekleyecektir.
  • Mümkün olduğunca eski rutinlere geri dönmek veya yaşam koşullarına uygun yeni
    rutinler sağlamak (uyku, yemek, fiziksel aktivite vb.) çocuğun zihnindeki belirsizliği
    azaltacağı için onarımı hızlandırabilir. Bu sayede güvende oldukları duyguları
    desteklenebilir.
  • Hem afeti bizzat yaşayan hem de tanıklık edenlerin, mümkün olduğunca, haberler,
    röportajlar vb. gibi yetişkinler için üretilen içeriklerden çocukları koruması önemlidir.
  • Oyun oynama, resim yapma gibi faaliyetlere alan açarak, mümkün olduğunca eşlik
    ederek duygularını düzenlemelerini destekleyebilirsiniz.
    Ebeveynler veya bakım verenler ayrıca çocukların oyunlarını gözlemleyebilir.
    Çocukların dil becerileri sürekli gelişim halindedir ancak, çocuklar, karmaşık duygu
    ve düşüncelerini bir yetişkin gibi dile hakim şekilde ifade edemezler. Bu yüzden
    çocuklar söylemek istediklerini oyunlarla ifade ederler. Oyun çocukların dili,
    oyuncaklar kelimeleridir. Çocuklarla oyun aracılığıyla kurulan ilişki onların güvenli,
    dayanıklı ve mutlu bireyler olmasını destekler. Çocukların oyunlarındaki tekrarlayan
    temaları fark etmek çocukların zorlandıkları alanları da tespit etmemizi sağlayabilir.
  • Afet sonrası çocukların daha önceki gelişim dönemlerinde kazandıkları bazı
    becerilerde gerileme göstermesi normaldir. Ancak bu gerileme uzun süre devam
    ederse deprem bölgelerinde ve şehir merkezlerindeki hastanelerde yardıma hazır olan
    psikososyal destek kanalları aracılığı ile profesyonel desteğe başvurulmasında fayda
    vardır.
  • ]]>
    https://bebekruhsagligi.org.tr/afet-sonrasinda-ebeveynlere-oneriler/feed/ 0
    Çocuklar İçin Oyuncak Neden Önemlidir? https://bebekruhsagligi.org.tr/cocuklar-icin-oyuncak-neden-onemlidir/ https://bebekruhsagligi.org.tr/cocuklar-icin-oyuncak-neden-onemlidir/#respond Thu, 23 Feb 2023 14:13:28 +0000 https://bebekruhsagligi.org.tr/?p=5360 Oyun ve oyuncak çocukların fiziksel, duygusal, sosyal, zihinsel ve dil gelişimi için
    oldukça önemlidir. Bunlar aracılığıyla çocuklar kendilerini ve etraflarındaki dünyayı
    öğrenirler. Kendine güvenen, yaratıcı ve mutlu çocuklar yetiştirmede kilit rol oynarlar.

    • Çocuklar oyuncakları nasıl kavrayıp kullanacaklarını öğrendiğinde motor becerilerini
      etkili bir şekilde kullanırlar, çeşitli kas grupları hareket halindedir. El ve parmak
      kasları gibi küçük kas gruplarını kullandıkları oyuncaklarda ince motor becerileri
      gelişir; büyük kas gruplarını kullandıkları oyuncaklarda ise kaba motor becerileri
      gelişir. Aynı zamanda el ve göz koordinasyonları güçlenir.
    • Oyuncaklar ile çocukların kısa ve uzun süreli belleği, dikkat seviyesi ve süresi gelişir.
      Aynı zamanda çocukluk yıllarında gelişen zihinsel gelişim, dil ve matematik
      becerilerinin de gelişmesine olanak sağlar. Büyüklük, şekil, sayı, renk ve boyut gibi
      pek çok kavram oyuncaklar aracılığıyla öğrenilir.
    • Çocuklar oyuncaklar aracılığıyla kendi iç dünyalarını daha iyi tanırlar, kelimeler ile
      ifade edemedikleri duygularını oyuncaklar ile anlatabilirler, hayal etme güçleri ve
      yaratıcılıkları gelişir. Özellikle oyuncak bebekler, kuklalar gibi çocuğun empati
      duygusunu geliştiren oyuncaklar oldukça değerlidirler. Kuklalar yardımıyla hikayeler
      okunabilir ya da kuklalar yardımıyla çocuklar kendi hikayelerini oluşturabilirler. Bu
      sayede empati duygusu gelişen çocuklar daha kolay çözüm üretebilirler, sosyal
      ilişkileri desteklenir.
    • Oyuncaklar aracılığıyla çocuklar oyun arkadaşları ile, ebeveynleri ile etkileşime
      geçerler. İletişim becerileri gelişir, küçük çocuklar oyuncaklardan duydukları sesleri
      ve konuşmaları taklit ederler ve bu sayede doğal ortamlarında yeni kelimeler
      öğrenirler.
    ]]>
    https://bebekruhsagligi.org.tr/cocuklar-icin-oyuncak-neden-onemlidir/feed/ 0